"Bütün dünya sahnedir ve bizde zavallı oyuncular." bu lafı bilmeyen kimse yoktur ya da William Shakespeare'in ismini duymamış kimse...Bugün, zamanında tiyatro okullarında derslerde öğrendiğim, lisedeyken Hamlet'inden tiradlarını ezberlediğim Shakespeare'in Stratford upon avon'daki doğum yerine, evine gittim. Bir gün yolunuz Londra'ya düşerse, trenle şehre 2 saat mesafedeki bu yeri mutlaka görün derim, eğer yolunuz Londra'ya düşmeyecekse, ben sizi bu yazıyla oraya, Stratford'a götürüyorum...
Londra'dan bindiğiniz tren sizi iki saat içinde bu küçük kasabaya getiriyor. Trenden indikten sonra beş dakika kadar bir yürüme mesafesinden sonra eve ulaşıyorsunuz. Kötü haber tren biletleri 25 pound civarında gidiş dönüş artı Shakespeare'in doğduğu öldüğü ve kızının yaşadığı üç ev için giriş fiyatı 12 pound, iyi haber almış olduğunuz bu biletler 1 yıl boyunca geçerli. Yani istediğiniz zaman yeniden ziyarete gelebilirsiniz bu şirin açık hava sahnesini. Bu sahne Shakespeare'in doğum günlerinde yani 23 Nisan'da panayır gibi oluyormuş. Ziyaret yapmayı planlayanlar bu tarihlere denk getirirlerse daha güzel manzaralarla karşılaşabilirler. Yemek paranız ve şahane hediyelik eşya dükkanından alacaklarınızı da eklersek 50 poundluk bir bütçe ile çok farklı bir gün geçirebilirsiniz Stratford'da...
Evi gezmeye başladığınız andan itibaren büyülü bir atmosfere giriyorsunuz. Öncelikle bir video izleyerek yolculuğa başlıyorsunuz, videonun bitiminde ise sizi eve götürecek yoldaki ilk kapı otomatik olarak açılıyor ve karanlık bir başka mekana merhaba diyorsunuz. Burada da aniden ışıklar yanarak sizlere bambaşka öyküler anlatıyor yazarın hayatıyla alakalı. Işıklı gösteriler eşliğinde sesin size anlattığı her obje tek tek aydınlatılıyor, eğer anlatılan objenin hikayesi bittiyse de onu aydınlatan ışık sönüyor. Mesela fotoğraflarda görebileceğiniz bir kitap yazarın ilk defa oyunlarının toplandığı bir kitap, bu kitabın hikayesi anlatılırken kitabın aydınlanmasından fırsat bilip o anı ölümsüzleştirdim.
15 dakika kadar süren bu büyülü yolculuktan sonra eve merhaba diyorsunuz. Evin girişinde sizi çok yaşlı ama gönüllü insanlar karşılıyor. Hepsi Shakespeare hakkında çok fazla malumata sahip kimseler. Siz her bir odaya girince, odada bir başka insanla tanışıyor ve bir başka insandan hikayeler dinliyorsunuz. Aynı zamanda bahçesine çıktığınızda veya odalardan birisine girdiğinizde kostümlü oyuncular size istek parçanız olup olmadığını soruyorlar. Şöyle ki eğer favori oyununuz varsa, oyundan istediğiniz tiradı anında canlandırıyorlar. Benim girdiğim anda ziyaretçilerden birisi kahramanlar ve soytarıları istedi ve kız derhal bu isteği yerine getirdi ve mükemmel bir şekilde tiradı tamamladı. Bu kız yazarın tüm oyunlarını okumuş ancak henüz hepsini ezberleyememiş ama tek amacı hepsini ezberlemekmiş zaten oynamadığı zamanlarda elindeki kitabı okuyordu.
Evdeki yolculuk ziyaretçi defterini imzalamanızla sona eriyor, bu defteri de 1786 yılında Amerikan eski başkanları Thomas Jefferson ve John Adams'ında imzaladığını görüp maziye bir yolculuk daha yapıyorsunuz.
Evdeki maceranız bittikten sonra gift shop'taki birbirinden güzel hediyelik eşyalar arasından seçim yapmakta zorlanıyorsunuz. Ortalama fiyatlar 8 ila 20 pound arasında değişirken, çok teknik bazı hediyeliklerin fiyatı 80 pounda kadar çıkıyor. En ucuz parça ise 2 pounda satılan magnetler. Fotoğraflardan görebilirsiniz ki benim en ilgimi çekenler ise kurabiyelerdi.
Evden çıktıktan sonra, aldığınız biletle yazarın son zamanlarını geçirdiği evi ve kızının evini de görme fırsatınız oluyor.
Stratford çok sakin bir kasaba, küçük ve eski evlerin yoğun olduğu bir yer. Ancak her yerin tek bir ortak özelliği var, Shakespeare...Pub'ların duvarlarından, mağaza vitrinleri, restoran tabelalarına kadar her yerde yazarın fotoğrafları var.
Evin yaz aylarında dakikada 400'den fazla insanın ziyaret ettiği öğrendiğimizde şaşırdık ve şanslı olduğumuzu düşündük zira soğuk olan bu Ocak gününde ev son derece sakindi.
Sonrasında İngilizlerin meşhur ve geleneksel pub'larından birisinde Fish&Chips yediğimiz bu yolculuğun sonunda trene bindik ve Londra'nın yolunu tuttuk. Ancak farklı bir gün geçirmek isteyen ve yazarı bilen herkes için Stratford'u şiddetle öneririm.
İşte gezimizden bir kaç kare...